Siteye Giriş-Kayıt

Hesabınız ile giriş yapın veya kayıt olarak şifre edinin.



Ayın Evreleri

İstatistikler

Üye Sayımız : 16242
Makale sayısı : 269
Web Bağlantıları : 51
İçerik Tıklama : 2368736
Designed by:

Tüm Site İçeriği » Sinir Sistemi Bilimi » Anatomi ve Fizyoloji


Beyin Bir Hologram Değildir! PDF Yazdır e-Posta
Sultan Tarlacı tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 18 Şubat 2013 12:20
2.0/5 (4 oy)

Buradan çıkan bir sonuç da, son yıllarda moda olan beyni holograma benzetmenin yanlış olduğudur. Hologramın temelleri 1949 yılında atıldı. Holografik görüntülerde, parçalar bütünün özelliklerini içerir. Beynin geri bilgi çağırmasının çok yönlü olması nedeni ile (anımsama) Karl Pribram ve David Bohm tarafından beynin holonomik teorisi öne sürülmüştür. Bu bakış açısının kaynağı 1920’lerde labirentteki fareler üzerinde deneyler yapan Karl Lashley’e kadar uzanır.

Lashley, fare beyinlerinden parçalar çıkararak öğrenme üzerindeki etkilerini araştırırken, beyinden çıkarılan parçalar arttıkça hem hatırlama hem de öğrenmenin zorlaştığını tespit etti. Ancak bu beynin parça çıkarılan yerinden bağımsızdı. O zaman şu sonuca vardı: bellek beynin her tarafına kaydediliyordu, yani beyinde dağınıktı. Belli bir bölgesi yoktu. Ancak sonraki çalışmalarda Lashley’in bu sonuçlarının yanlış olduğu ortaya konuldu.[1] Günümüzde yapılan işlevsel beyin çalışmaları ve hasarlı beyinlerden çıkan klinik tablolardan anlaşıldığı üzere, beyin bir hologram gibi çalışmaz. Bütüncül bir eşdurumda çalışmasına rağmen, bilgileri belli sınıflara göre gruplar ve beynin değişik alanlarına bu bilgileri, dağınık olarak yerleştirir. Dağınıklığa rağmen, sinir hücresi ağlarından dolayı (ya da bilemediğimiz başka bir ağ) bütüncül bilgiye her an ulaşılır.

 

 

Şekil. İnsan beyni, beyin sapı ve beyinciğin anatomik şematik yapısı. Beyin kürelerinin en dışında ince bir tabaka halinde beyin kabuğu bulunur. Daha derinlerde ve beynin iç kısımlarında hücre gruplarından oluşan çekirdek denilen yapılar yer alır (caudat gibi). Talamus beyin derinliğinde yer alır ve bir yumurta şeklindedir. Beyine ulaşan hemen hemen bütün duyusal girdiler bir ara istasyon olan talamusa uğradıktan sonra beyin yarıküreleri kabuğuna ulaşır. Daha alt bölgelerde ise beyin sapı yapıları ve beyincik yer alır. Ayrık olarak gösterilen bu yapılar karşılıklı olarak sinir hücresi bağlantıları ile birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.  

 

 

Beyni Haritalamak

Beyin bir bütün içinde çalışmasına karşın işlevlerini belli bölgelerde daha çok yoğunlaşır ve o bölgelere uzmanlık kazandırır. Günümüzde yapılan işlevsel beyin çalışmalarıyla beynin bir alanının işlevi tespit edilebilmektedir. Beyninin belli bölgelerinin ne görev aldığını anlamanın yolları, 1950’li yıllarda, uyanık olarak beyin ameliyatları yapılan hastaların beyinlerini elektrikle uyarmaya kadar uzanır. Günümüzde ise PET (pozitron emisyon tomografisi), fMRG (işlevsel manyetik rezonans görüntüleme) ve olaya bağlı potansiyeller yardımı ile beyin bölgeleri işlevi anlaşılmaya çalışılmaktadır. Ancak, bu yöntemler “geriye dönük” diyebileceğimiz işlev şeklindedir. Beyni elektrikle uyarıp, ne olduğuna bakma, doğrudan alanın işlevini ortaya koyarken, görüntülemelerle belli işler yerine getirilir (resimlere bakma, hesap yapma, dikkat verme, konuşma gibi) ve o sırada elde edilen beyin görüntülemeleri ile beynin hangi alanlarının çalıştığı ortaya konur. Elde edilen veriler, günümüzde Brodmann alanları denen beynin bölgelere ayrılmış haritaları üzerine yerleştirilir. Bu numaralama Korbinian Brodmann (1868-1918) tarafından yapıldığından, alanlara Brodmann alanları denir. Brodmann alanları ile beyin 52 bölgeye ayrılır. İşlevsel farklılık gösteren bölgelere karşın, Brodmann’ın numaralaması beyin kabuğunun hücresel farklılıklarına göre yapılmıştır. Ama hücresel farklılıklar ve düzenlenişler işlevlerle yakından ilgilidir. Beyin bir hologram değildir, daha ziyade bazı alanları bilişsel işlevler için özelleşmiştir. Bu alanların hasarlarında tüm bilişsel yetenekler etkilenmez. Sınırlı ve belli yetenekler kaybedilir.

Temel ve sık kullanılan alanlar ve işlevleri şu şekildedir; 3-1-2. numaralı alanlar duyusal-dokunsal, 4-6. alanlar hareket, 17-18-19.alanlar görme, 44-45.alan konuşma çıktısı (Broca alanı), 41-42. alanlar (Wernicke alanı) işitme ve işitilen kelimeleri anlamlandırma yeridir. Görme beyin kabuğunda, 17. alan birincil görme kabuğudur ve gözdeki retinanın bir haritasını içerir. 18. alan ise görme çağrışım alanıdır. Daha önceden 17. alanla görülen şeyler, görsel hatıra olarak 18.alanda saklanır. Görme ile 17. alana ulaşan görüntüler, 18. alandaki eski görüntülerle karşılaştırılarak anlamlandırılır. Aynı şekilde, sol beyin yarıküresindeki 22. alan işitme çağrışım alanı olarak görev yapar. Buna ek olarak 11. alan önbeyin kabuğundadır ve problem çözme, sosyal kontrol, karar verme, insansı üstün özelliklerin yerleşim yeridir. 13, 14, 15, 16, 27, 49, 50, 51 – sadece maymunlarda bulunan alanlardır. Alanlar bögelere göre de gruplanmaktadır: alın lobu (10, 9, 46, 11, 47, 45, 44, 6, 8, 4), singulat (32, 24, 23, 31), duyusal ya da parietal kabuk alanları (7, 40, 39), şakak lobu (38, 42, 22, 21, 20, 37), görme beyin kabuğu (19, 18, 17) şeklinde. Derin beyin yapıları olan insula ve bazal ganglionlar Brodmann haritalamasında yer almaz.



[1] Bear MF et al., Neuroscience. Chapter 19, Memory Systems. 1996;522.