Siteye Giriş-Kayıt

Hesabınız ile giriş yapın veya kayıt olarak şifre edinin.



DuruTwitt

Ayın Evreleri

İstatistikler

Üye Sayımız : 5924
Makale sayısı : 589
Web Bağlantıları : 51
İçerik Tıklama : 974136

Select Language

Designed by:
Meditasyon: Yüksek Bilince Ulaşma Çabası
Sultan Tarlacı tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 16 Şubat 2013 08:19

on 30 yıldır, meditasyon esnasında oluşan fizyolojik değişiklikler üzerinde birçok araştırma yapılmıştır. Meditasyon durumundaki bilinç ve eşlik eden beyin durumunun araştırılması, bilincin değişik şekillerini anlamamıza bir pencere açacaktır. Transandantal meditasyon (TM) ve diğer mistik deneyimlerin amacı, günlük yaşamımızda devamlı bilinçli olarak yaşadığımız yanılsamasından çıkmamızı ve gerçekten devamlı bilinçli duruma gelmemizi sağlamaktır. Değişik din ve felsefelerde yüksek bilinç durumu oluşturmak için samadi, avastha, zen, yoga, vecd, sema, zikir gibi değişik uygulamalar vardır.[1]

            Çok sayıdaki çalışma genellikle TM ile yapılmıştır. Bu teknik Maharishi Yogi (1969) tarafından geliştirilmiştir. Çok sayıda çalışma olmasına karşın, basit gözü kapayarak dinlenme ile TM uygulaması arasında nasıl farklar olduğu konusunda tartışmalar halen devam etmektedir.

                       

Meditasyon

TM seansı, isteyerek başlama ve niyetlenme içerir. TM esnasında duyusal girdiler ve devinimsel çıktılar en düşük düzeye indirilir. Göz kapalı olarak oturulur. Bu nedenle, temel girdi sadece içsel ve düşünseldir. TM sabah ve akşam 15-20 dakika gözler kapalı olarak yapılır.

Meditasyon yönlendirilmiş düşünce biçimidir ve mantıklı düşünceyi içermez. TM uygulaması basit bir “mantra” ile başlar. Mantra genellikle bir kelime, bir anlam içeren veya içermeyen bir dizi heceden oluşur. Kelime değişik sıklıklarda ardışık olarak tekrarlanır. Kişinin kendisini mantrası ile özdeşleştirmesi gerekir. Örneğin; olağan bir kelime olan “mutluluk” kelimesi nasıl içimizde “mutluluk” duyumu oluşturuyor ise, mantra da oluşturmalıdır. Sevgi ve şefkatle tekrarlanır. Tıpkı sevilen kişiye seslenir gibi. Birkaç mantra örneği olarak OM-MARA-RAMA, OM-MANI-PADME-HUM, AYN-HUM verilebilir. Bu şekildeki yoğunlaşma ile dışsal uyaran en aza indirilir. Beden hareketlerini de algı dışına bırakmak için hareketsiz lotus pozisyonunda oturulur ve uyumamak için sırt dümdüz tutulur.

TM dinamik bir süreçtir. Değişik evreleri vardır. 1. Dikkat, aktif düşünce ve algılamanın yüzeysel seviyesinden çok sessiz ve soyut seviyesine kaydırılır. Dikkat, rastgele düşünceden uzaklaştırılır, 2. Transandantal (aşkın) bilinç olarak adlandırılan evrede, kişi düşünce ve algıların içeriği olmaksızın, tam olarak kendine farkındalık üzerine yoğunlaşır, 3. Dikkat, “stres serbestleşmesi” denilen aşamada çok aktif seviyelere ulaştırılır.

           

TM’nin Fizyolojik Temeli

Normal yaşamda kalbimiz aralıklı atım gösterir ve bu aralıklar sağlıklı kişilerde sabit değildir. Solunum ve başka nedenlerle değişimler olur. Solunumdan kaynaklanan kalp hızı değişkenliği solunumsal sinüs düzensizliği olarak adlandırılır. Bu düzensizlik, solunum-kalp halkası üzerine aralıklı değişen sinirsel aktivitenin bir göstergesidir. Büyük düzensizlik seviyeleri, erken doğan riskli bebeklerde, daha yüksek yaşamda kalma oranları ile doğrusal ilişkilidir. Aynı durum, beyin cerrahisi girişimlerini takiben düzelmelerde de görülmüştür. Yani saat gibi çalışan bir kalp ritmi kötüdür, ömrü kısaltır.

            TM esnasında, özellikle alın bölgesinde alfa dalgalarında bir eşdurum (8-10 Hz) bildirilmiştir.[2] Alfa eşzamanlılığı, yani yüksek alfa dalgaları ve eşdurumu, beyin kabuğu alanlarını dinlenme veya “kabuk tembelliğini” gösterirken, bunun ortadan kalkması beyin kabuğu alanlarının “çalıştığını veya iş gördüğünü” gösterir.[3] Bazı çalışmalarda, TM uygulanması esnasında basit göz kapayarak dinlenmeye göre, solunum sıklığından azalma, deri direncinde düşme ve solunumsal kalp hızı değişkenliğinde artma bulunmuştur.[4] EEG’de ise özellikle meditasyonun 10.dakikasında belirgin eşdurum oluşmuştur. Bu çalışmadan anlaşılan: 1. TM durumu gözü kapalı dinlenme durumundan farklıdır, 2. Bu farklılık kendini hem merkezi hem de otonom sinir sistemi üzerinde gösterir, 3. Eşdurumun varlığı, TM durumunu diğer dinlenme durumlarından ayıran en önemli göstergedir.

 Eşdurum beyin kabuğunun bütünlük içinde çalıştığının bir göstergesidir. Eşdurumun iyi olmaması ak madde hasarları ve azalmış beyin kan akımı durumlarında ortaya çıkabilmektedir.[5] Bunun yanında şizofreni, depresyon ve normal yaşlanma eşdurumu bozar. İyi derecede bir eşdurum, beynin işlevsel birlikteliğinin[6], bilgi değişiminin[7] ve beyin bölgeleri arasındaki işlevsel uyumun[8] göstergesidir. Beta dalgalarının eşdurumu “yerine getirme” testlerinde baskın olarak ortaya çıkar. Genellikle alfa-1 eşdurumu uyanıklık artışı ile ilişkiliyken, alfa-2 eşdurumu (10-12 Hz) iş görme durumuna hassastır. TM esnasında görülen, yüksek uyanıklık ile ilişkili alfa-1 “rahat uyanıklık” olarak adlandırılır. Bu durum tam olarak içsel uyanıklık ile birliktedir.

Eldeki verilere göre, TM esnasında işlev gören ve birbirini tamamlayan iki sinirsel ağ söz konusudur. Biri, TM uygulaması esnasında, kısa sürede kişide fizyolojik ve beyin kabuğu olarak “sakin dikkat ve uyanıklık” durumu oluşturur (Fazik kontrol). Diğeri ise, içsel bir terazi benzeridir ve TM esnasında “sakin uyanıklık” durumunu devam ettirir (Tonik kontrol). Fazik kontrolün temelindeki sinir hücresi ağı; 1. merkezi ve otonom sinir sistemi işlevinde değişikliğe neden olarak, hemem hemen her beyin yapısı ile ilişkili yapı olmalı, 2. bunların baskılayıcı (inhibitör) özelliği olmalı ve 3. bilinçli kontrol altında olmalıdırlar. Önbeyin kabuğu bu üç özelliği karşılar.[9] Bu bölge, tüm diğer beyin kabuğu alanlarından girdi alır ve aynı yapılara bağlantılar gönderir. Diğer bir özellik de, önbeyin bölgesi baskılayıcı özelliktedir ve planlama-yerine getirme işlevi görür.[10]

 

 

 

 

Şekil. Meditasyon ve zikir esnasında devreye giren anatomik beyin yapılarının gösterimi. Bu yapılar karşılıklı olarak ilişki içindedir. TM devamlılığını sağlama yani tonik kontrol derin beyin yapıları ile ilişkilidir. Beyin kabuğu yapılarından daha belirgin olarak “bilinç durumunu” etkiler. Beyin kabuğu yapıları ise “bilincin içeriği” ile ilişkilidir.[11] TM durumunu başlatan önbeyin bölgesi, aynı zamanda devamlığını da sağlar. Ancak, devamlılık için derin beyin yapıları olan bazal ganglion-talamo-kortikal geri besleme de devreye giriyor olabilir.[12] Bu bağlantılar, önbeyin, şakak ve duyusal beyin kabuğundan gelen uzantılarla ilişkilidir. Aynı zamanda üst beyin sapı (mezensefalik) ağsı yapıya kadar ulaşır ve tekrar beyin kabuğuna bağlantılar geri döner. Böylece halka tamamlanmış olur. Derin beyin halkası (bazal ganglion-talamo-kortikal halka); devinimsel, zihinsel ve duygu durumsal davranışları bir arada yoğurarak dışa yansıtır.[13] Bu esnada geçmiş deneyimler, o anki durum gelecekteki davranışlarla karşılaştırılarak birleştirilir. Devamlı bir uyanıklık durumunda, kaudat çekirdek ve talamusun medial dorsal çekirdeği çalışır. Ek olarak şizofreni ve depresyonda da, dikkat azalması ile ilişkili olarak, bazal ganglionlarda çalışma azalır.[14] Kısaltmalar: LGN; lateral geniculat çekirdek, MGN; medial geniculat çekirdek, VPM; ventro-posterior medial, VPL; ventro-postero lateral, LD; latero-dorsal, LP; latero-posterior, VA; ventro-anterior, VL; ventro-lateral, GABA; gamma-amino-buturik asit, ARAS; asenden retiküler aktive edici sistem.

 

TM durumunu mantra ile planlama aşamasında, alın bölgesi beyin kabuğu çalışmaya başlar ve talamus-beyin kabuğunun oluşturduğu ağda özelleşmiş ya da özelleşmemiş yapılar baskılanır. Bunun ardından, birbirini izleyen fizyolojik değişiklikler ortaya çıkar. Başlangıçtaki bilinç durumunun ardından, muhtemelen önbeyin kabuğu aracılığı ile “dinlenme uyanıklığı” daha uzun süre devam ettirilir. Önbeyin kabuğunu daha düşük uyarılabilir durumda tutmak için sinirsel geri besleme mekanizmalarına gerek vardır. Yoğunlaşmış bilinç durumu alfa eşdurumunda çıkma, artmış deri direnci ve azalmış solunumsal düzensizliğe neden olur. Bunun aksine, TM; artmış alfa eşdurumu ile birlikte daha düşük deri direnci ve artmış solunumsal düzensizlik oluşturur.

            Bir TM esnasında üç farklı dönem yaşanır. 1. İlerleyici şekilde zihinsel ve fiziksel aktivitede azalma (içe vuruş), 2. Tam olarak zihinsel sessizlik. Bu esnada bilinçlilik henüz vardır ancak düşünceler yoktur. “Aşkın bilinç” olarak adlandırılır ve son olarak da 3. İlerleyici olarak zihinsel ve fiziksel aktivitede artış olur (dışa vuruş).[15]

            TM’deki önemli özelliklerden bir tanesi solunumun tutulmasıdır. Bu esnada, EEG’de teta dalgası (4-8 Hz) gücünde azalma ve tüm EEG’de geniş alanlı 0-50 Hz eşdurumu belirgin hale gelir. Bu değişiklikler, yeni ve belirgin bir uyarana uyum sağlama esnasında olana benzerdir. Bu esnada; deri direnci azalması ve kalp hızında azalma da oluşur.    Aşkın bilinç durumunda solunumun durması ya da askıya alınması ortaya çıkar. Bu yaklaşık 8.5 saniye sürer. Solunum askıya alınması, solunumun farklı beyin sapı çekirdekleri kontrolüne geçtiğini gösterir (Bu parabrakilis medialis adlı çekirdek olabilir ve karbondioksit değişikliklerinden ziyade kandaki oksijen değişikliklerine yanıt verir. Durum ile ilgili olarak da bu çekirdeğin yakın komşuluğunda uyku ve uyanıklık durumunu düzenleyen rafe ve lokus seruleus çekirdekleri bulunur).

            Kişide yeni veya belirgin bir uyaran oluştuğunda, solunumdaki gecikmeyi takiben daha yavaş ve daha derin soluk alma ortaya çıkar. Bu esnada kalp atım hızında azalma da oluşur, EEG eşdurumu bozulur, beyin kan damarlarında genişleme, çevresel kan damarlarında daralma ve duyu organlarında artan hassasiyet ortaya çıkar. Benzer durum, TM esnasında dikkatin çevresel uyarana çevrilmesi esnasında ortaya çıkar.



[1] Ramamurthi B. The fourth state of consciousness: the Thuriya Avastha. Psychiatry Clin Neurosci 1995; 49(2):107-10.

[2] Travis F, Wallace RK. Autonomic and EEG patterns during eyes-closed rest and transcendental

meditation practice: the basis for a neural model of TM practice. Consciousness and Cognition 1999;8(3): 302-318.

[3] Pfurtscheller G, Stancak A, Neuper, C. Event-related synchronization (ERS) in the alpha

band- an electrophysiological correlate of cortical idling: a review. International Journal of Psychophysiology 1996; 24 (1-2): 39-46

[4] Travis F, Wallace RK. Autonomic patterns during respiratory suspensions: possible markers of

transcendental consciousness. Psychophysiology 1997;34 (1): 39-46.

[5] Leuchter AF ve ark. Brain structure and function and the outcomes of treatment for depression. Journal in Clinical Psychiatry 1997;58:22-31.

[6] Thatcher RW, Krause PJ, Hrybyk M. Cortico-cortical associations and EEG coherence: a 2-compartmental model. Electroencephalography and Clinical Neurophysiology 1986;64(2):123-143.

[7] Petsche M, Kaplan S, von Stein A, Filz O. The possible meaning of the upper and lower alpha

frequency ranges for cognitive and creative tasks. International Journal of Psychophysiology 1997;26: 77-97.

[8] Gevins AS et al., Event related covariances during a bimanual visuomotor task. I. methods and analysis of stimulus and response-locked data. Electroencephalography and Clinical Neurophysiology 1989;74:58-75.

[9] Cardoso R. Prefrontal Cortex in Meditation. When the Concrete Leads to the Abstract. A schematical hypothesis, concerning the participation of the logic for "logic relaxation". NeuroQuantology 2007; basılacak.

[10] Travis F, Arenander A ve DuBoisc D. Psychological and physiological characteristics of a proposed object-referral/self-referral continuum of self-awareness. Consciousness and Cognition 2004;13: 401–420

[11] Baars B. Tutorial commentary: surprisingly small subcortical structures are needed for the state of waking consciousness, while cortical projection areas seem to provide perceptual contents of consciousness. Consc. Cognit. 1995;4:159-162.

[12] Alexander GE., DeLong, M.R., Strick, P.L., 1986. Parallel organization of functionally segregated circuits linking basal ganglia and cortex. Annu. Rev. Neurosci.1986; 9:357-381.

[13] Elsinger PJ, Grattan LM. Frontal lobe and frontalstriatal substrates for different forms of human cognitive

flexibility. Neuropsychologia 1993;31:170-228.

[14] Posner MI ve Raichle ME. The neuroimaging of human brain function. PNAS USA 1998;95(3):763–764.

[15] Wallace RK. Physiological effects of transcendental meditation. Science 1970;167:1751-1754.

 

tr style=

Son Güncelleme: Cumartesi, 23 Şubat 2013 09:44